Pürizm

Bu akım Le Corbusier ve Amedeé Ozenfant tarafından yaratılan bir hareket olup ikili düşüncelerini 1918’de beraber yayınladıkları Aprés Le Cubism (kübizmin sonrası) adlı kitapta açıklamışlardır. Bu kitap Voltaire’in bir ifadesi ile başlar; ‘Gerileyiş işin kolayına kaçmanın , iyi yapmaktaki tembelliğin, güzele olan ilgisizliğin ve acayip zevklerin bir ürünü olarak ortaya çıkar.’ Kitabın son cümlesi ise puristlerin konuya yaklaşımını verir. Bir sanat eseri ‘Rastlantısal, seri dışı, izlenimci, tepkici ve pitoresk olmamalı ama bunlara karşın genelleşmiş , statik ve değişmezliğin bir ifadesi olmalıdır.’ Açıkça belirtildiği üzere bu ikili sanatta evrenselliği, durağanlığı savunmakta, kişiselliğe ve dinamik davranışlara sırt çevirmektedir. Bu kitapta ilginç bir değerlendirme vardır. ‘Bana Amerika’dan getirdiği fotoğrafları gösterdi’ buğday siloları- bunlar sanatçılar tarafından değil ama tanınmamış mühendisler tarafından tasarlanmıştı. Onların üstün güzelliği beni çarptı. Zaten az olan süslemelerini boya ile örtünce purist bir tasarım meydana geldi. Purizmin ideolojisi içinde güzellik; saf, yalın birincil formlarda bulunmuştu. Küpler, koniler, silindirler, piramitler en güzel formlardır.’ Le Corbusier’nin güzellik anlayışının kökleri antikiteye kadar gider. Sümerlerden, eski Mısır, eski Yunandan gelen Rönesans’ta tekrar ortaya çıkan ve genelde klasik olarak adlandırılabilen bu anlayış 20 yüzyıl sanatında Le Corbusier’nin öncülüğünde Purizm adı altında devam etmektedir. ‘Yalınlık yoksunluk demek değildir; amacı saflıktır, arındırmaktır.’
Puristler için form birincil ve ikincil olmak üzere ikiye ayrılır. Örneğin bir küp herkes için aynı plastik anlamı taşır. Oysa spiral bir form bazıları için yılanı ve bazıları içinde bir girdabı anımsatabilir. Bu tür formlarda ikincil formlardır. Birincil formlar purist yapıların esası olarak kabul edilir. Corbusier 1911’de İstanbul’a geldiğinde camilerin bir analizini yapmıştır. ‘Kütlelerinde geometrinin disiplini vardır: kare-küp-küre, planda ise tek eksene göre dikdörtgenvari bir kompleks. Dolayısıyla Corbusier’nin Osmanlı Mimarisinde purizm ilkelerini bulduğunu söyleyebiliriz. Purizmin formları kişisel formlar olmayıp anonim, evrensel, genel-geçer, rasyonel formlardır ve bunlarla yapılan sanat eserleri ve kompozisyonlarda evrensel olacaktır. Böylece purizm rasyonalizme yol açıyor ve giderek ‘uluslar arası mimarlık akımı’ doğuyordu.
Özetle, Pürizm akımı kübizmde de yaygın olan süsleme trendini tamamen reddetmeyi ve temiz ve net biçimlere dönmeyi amaçlar.


Yorum yap

Son düzenleyen: admineso Tarih: 27/11/2017.

Bu makale yayınlanmasından bu yana revize edilmemiştir.

Yazıyı oluşturan admineso Tarih: 02/11/2015.

X
X