Minimalizm

Minimalizm sözcüğü Fransızcadan gelen “minimum” sözcüğünden türemiştir. Minimum, kelime anlamı olarak “bir şey için gerekli en az veya en küçük miktar (derece, nicelik)” olarak tanımlanırken matematikteki ifadesi de, “değişken bir niceliğin inebildiği en alt basamak, asgari, minimal” şeklinde tariflenmiştir.

Minimalizm?in mimarlık ve tasarımdaki karflılığı ise “en az malzemeyle en yalın, en ekonomik ve en işlevsel sonuca gitmek” olarak tanımlanabilir. Minimalist düşünce, mimarlık ve endüstri tasarımında modern mimarlıkta görülen yalın tasarımlardan, Japon mimarlığı ve Zen Budist bahçelerinden esinlenerek karmaflıklıktan ve gereksiz süslemelerden arınmayı sağlamıştır. “Minimalist kavramlar mühendislik ölçütleriyle de çakıflmaktadır. Mühendislik tasarımları, özellikle de strüktür tasarımları doğadaki minimalist oluşumları örnek alarak gelişmiştir. Örneğin, sabun köpüğünde en az sayıda molekülün oluşturduğu yüzeysel gerilimle ortaya çıkan küresel kabuk formu çağdaş strüktürler için yol gösterici olmuştur. Buckminster Fuller?in jeodezik kubbesi, Frei Otto?nun asma-germe sistemli çadır örtüleri hep en az malzeme ile en büyük açıklık geçme, en büyük alan kapatma çabaları olmuştur. Bu strüktürler de yalnızca kendi işlevlerini, statik konseptlerini dışa vurmuş, özde minimali maksimize etme ilkesine dayanmıştır.

Minimalizm; bir fikri minimum sayıda renk, değer, biçim, çizgi ve dokuya indirgeme yaparak vurgulamak olarak tanımlanabilir. Kendisinden başka hiçbir obje veya deneyimi sembolize etmek ve sunmak fikrine katılmaz. Çıkış noktasını gerçek mekan ve gerçek materyal anlayışının temsil ettiği Minimal tarz, sembollere önem vermeyen ve sanatsızlığa doğru yönelen nötr bir zevki temsil etmektedir. Görsel sanatlarda geometrik formların önemine paralel olarak olağan biçimi basite indirgemede madde ve renk olgusuna önem vermektedir.

Dolayısıyla, bir binayı Minimalizm açısından değerlendirirken; kullanılan elemanların (duvar, döşeme, kolon, kiriş vb.) sayısına, kullanılan renk, doku ve malzeme çeşitliliğine, mekan bölümlenme miktarına bakmak izlenecek doğru bir yol olarak görünmektedir.

Endüstri Devrimi sonrası sosyo-ekonomik yapının aradığı pragmatizmle bu düşünceler örtüşüyordu. Minimalizm’in mimarlık ve tasarımdaki karşılığı “en az malzemeyle en yalın, en ekonomik ve en işlevsel sonuca gitmek” olarak tanımlanabilir. Sonuç ürün basit görülse de, en azla en çoğu elde etmek en güç işti.De Stijl’den Uluslararası Üslup’a varan yolda Bauhaus ekolünde ortaya çıkan “Az çoktur” anlayışı Minimalizm’in bir başka tanımını yaptı. Mies van der Rohe dikdörtgen prizmalara indirgediği mimari formu, malzemede çelik ve camla minimalize etmişti.

Mimarlıkta Minimalizm; kavramsal saflık (pürizm) ve kurallı kısıtlama ve sınırlamalarla oluşturulan sert-katı geometrik formlarla ifadesini bulmuştur.1920?lerde modern hareketin bir kolu olarak ortaya çıkmış olup, 1960?lar ve 1980?lerde yeniden güncellik kazanmıştır.

 

1 2 3


Yorum yap

Son düzenleyen: admineso Tarih: 02/11/2015.

Bu makale yayınlanmasından bu yana revize edilmemiştir.

Yazıyı oluşturan admineso Tarih: 02/11/2015.

X