Kübizm

Yirminci yüzyılın başında empresyonizm akımına tepki olarak Fransa’da doğmuştur. Kübizim maddeyi olduğu gibi değil onun iç dünyasını, yani düşüncesini de sanat eserinin içinde göstermeye çalışır. Bu akımı benimseyen sanatçılar, nesne yüzeylerinin ardına bakarak konuyu aynı anda değişik açılardan sunabilecek geometrik şekilleri vurgulamak isterler. Kübistler, aklın gücünü ortaya koymanın peşine düsmüş ve kübismin bir taklit sanatı değil, tasarım sanatı olduğunu savunurlardı.

Bu akımın mimari de en önemli ismi, aynı zamanda modern mimarinin babası olarak da kabul edilen, ABD’li mimar, yazar ve eğitimci Frank Lloyd Wright’dır. Wright, yaptığı mimari mekanlarda, düzenli ve geometrik cepheler ve basit yalın iç mekanlar tasarlamıştır. Wright’in, bu anlamda tasarladığı en ünlü yapıtı 1935’te, Pensilvanya’da Şelale Evi olarak bilinen konuttur.

Wright’ın 1900-1910 yıllarında , yani Picasso’nun Kubist Resim aşamasından bile önce: “Kübist Mimari Stilini” oluşturduğu konuşulur. Robie Konutu projesinde kübizm’in yalnız dikdörtgen formlarından oluşmadığını, ve boşlukların kullanımındaki önemi ve vurguyu da görebiliriz. Boşluk, burada, merkezden yükselen bir merdiveni ve şömineyi çevreler. Bazı boşluklar açık, bazıları kapalıdır. Hepsi de, kesin sınırlarla ayrılmıştır. Mimarın, parçalara böldüğü büyük bir alan; balkonları, terası, avluyu ve bahçeyi olduğu gibi, evin kendisini de içerir. Kübizm, bir mekanın sadece görünen yönünü değil, görünmeyen tarafını da göstermeyi gerektirir.

 

aa1  aa4aa2


Yorum yap

Son düzenleyen: admineso Tarih: 19/10/2017.

Bu makale yayınlanmasından bu yana revize edilmemiştir.

Yazıyı oluşturan admineso Tarih: 04/11/2015.

X