Makine Estetiği

Okuma Süresi: 1 dak

 

Makine estetiği kavramını benimseyen tasarımcılar için, bir binanın mekanik ve işlevsel ögelerini gizlemeye çalışmaktansa, mekanik unsurları yapının tasarım bütünlüğüne dahil etmek gerekmektedir. Cam ve çelik gibi endüstriyel devriminin malzemelerinin kullanımına ağırlık vermek ve makine estetğinin ön planda olduğu yapıların yaygınlaşmasının başlıca nedenleri, taşıyıcı strüktürün, tesisat sistemlerinin değişen teknoloji karşısında kendini yenilemesi, prestij yapılarına anıtsal bir özellik katabilmesidir.

20. yüzyılın ilk yarısında Dünya, modernizm olarak tanımlanan sanat ve mimarlık akımını küresel bir biçimde benimsemiştir. Modernizmin gelişiyle, önceki yaklaşımlarda kabul gören tarzlar ve geleneksel-yöresel malzeme kullanımı reddedilmiştir. İşlevselci bir tutum benimsenmiş, bu doğrultuda teknoloji vurgusu ile makine benzeşimleri yapı tasarımında etkin öğeler haline gelmiştir. Cam, çelik ve beton gibi her yerde üretilebilen yapay malzemelerin kullanımı yaygınlaşmıştır.

Birinci Dünya Savaşı ve ardından gelen acil konut ihtiyacı gibi pratik kaygılar32, bu faydacı ve işlevsel yaklaşımı daha da güçlendirmiştir. İşlevce dikte edilen sade hatların, temel geometrik biçimlerin kullanımının estetik açıdan başarılı bulunduğu akılcı ve mantıksal nitelikleri içerisinde barındıran ve bireyselliğin zayıfladığı bir estetik yaklaşımı öne çıkmıştır.

Makineleşmenin simgesi olan hız ve devinim, aynı zamanda Fütürizmin de çıkış noktasıdır. Bu dönemde üsluplar, tarihsel süreklilik ve süsleme yadsınarak, mimari biçimlenmede çağdaş formların kullanılması gerekliliği üzerinde durulur. Bu yaklaşımda zamanın akışının mekanın da sürekli akışını, dinamizmini, farklı kotlarda diğer mekanlarla çakışmasını gerektirdiği vurgulanır.

Mimaride konutu büyük bir makine, asansörleri yapı yüzeyindeki dev solucanlar gibi gören, trafiği ise farklı kotlarda metal malzemeden düzenlenmiş yaya yolları ve yürüyen merdivenlerle çözmeyi öneren bu yaklaşım, modern sanat ve mimarlık anlayışına farklı ve ilerici bir boyut kazandırmıştır.

Endüstri çağının üretim teknolojisinden etkilenerek çağın ruhuna uygun ve işlev, konstrüksiyon ve strüktür birleşmesinden doğacak yeni bir estetiğin, “makine estetiği” kavramının ortaya çıkmasının yolunu açmıştır. İlerideki yıllarda Modern Mimarlığın önemli temsilcilerinden Le Corbusier modern dönemin çağdaş insanının içinde yaşayacağı konutu tarif ederken “Konut içinde yaşanan bir makinedir” diyecek ve bu yeni anlayış tasarım alanında geniş bir uygulama olanağına kavuşacaktır.

Akım, estetik kaliteyi en iyi biçimde makinenin işleyişinin yansıttığını ve başka eklentilerden yoksun, sadece işlevine göre tasarlanmış biçiminin simgelediğini kabul eder. Bu anlayışa göre tasarlanan bir ürün, hem bir makine gibi işlevsel ögelerin toplamından oluşacaktır, hem de geleneksel yöntemlerle üretilse bile endüstriyel bir yapım sürecinin ürünüymüş izlenimini vermelidir.

Mimarlıktan başlayıp, sanatın bütün alanlarında makine estetiği anlayışı doğrultusunda biçimlendirilmiş ürünler ortaya konmuştur. Bununla birlikte en ilginç örnekleri Endüstri Tasarımı alanında özellikle de, 1920’li ve 30’lu yılların otomobillerinde görülür. Paris’de ki Centre Pompidou (Beaubourg) Kültür Merkezi veya Londra’daki Lloyd’s Building binasını makine estetiğinin mimarlık alanındaki başarılı uygulama örnekleri olarak görmek gerekir.


Etiketler:
Bu Wiki'yi Faydalı Buldunuz mu ?
Hayır 0
Okunma: 906
Önceki: Kübizm
Sonraki: Minimalizm
X
X