Bauhaus Ekolü

Okuma Süresi: 2 dak

 

Bauhaus 20. yüzyılda mimari, tasarım, sanat alanlarında yeni akımlar yaratmış bir okuldur ve 1919 yılında Almanya’nın Weimar şehrinde kurulmuştur. Kurulduğu zamanlarda, dünyanın en seçkin ve çağdaş mimarlarını, sanatçılarını, biraraya getirerek, yalnızca bir eğitim kurumu yaratmamış, aynı zamanda bir üretim merkezi ve yeni fikirlerin, sanatın, konseptlerin, felsefenin ve bilimin konuşulup tartışıldığı bir yer haline gelmiştir.

Walter Gropius tarafından kurulan Bauhaus, sonradan Nazi rejiminin emriyle 1933’te kapatılmıştır. Okul üç farklı şehirde faaliyet göstermiştir. 1919-1925 arasında Weimer, 1925-1932 arasında Dessaus ve 1932-1933 arasında Berlin’de etkin olmuştur. Bauhaus’a üç farklı mimar başkanlık etmiştir. Kurumun başkanları sırasıyla, 1919’tan 1928’e kadar Walter Gropius, 1928’den 1930’a kadar Hannes Meyer ve 1930’dan 1933’e kadar Mies Van der Rohe olmuştur.

Bauhaus mimaride olduğu kadar endüstriyel tasarım ve şehir planlama gibi konularda yenilikler getirmiş, yeni bir mimari akım yaratarak, sanatın tüm dallarını etkilemiştir. Ekolün kuruluşundaki ilk hedef kombine bir mimarlık okulu, zanaat okulu ve güzel sanatlar akademisi yaratmaktı.

Savaş sonrası Gropius’a göre yeni bir mimari stil başlamalıydı. Daha fonksiyonel, ucuz ve kalıcı ürünlerin üretildiği bir stil. Böylece Gropius sanat ve zanaatı birleştirerek, fonksiyonel ve sanatsal ürünler yaratmak istiyordu. Bauhaus’a göre mimarlık, ressamlık, heykeltraşlık ve zanaatkarlık içiçe olmalıydı. Walter Gropius; sanatçının, zanaatkarın yücesi olarak görürdü.

Bauhaus’un en temelinde sanatsal ve uygulamalı öğretim yatıyordu. Her öğrenci kendi seçtiği workshopa katılıp bitirdikten sonra, mecburi hazırlık kursunu tamamlamak zorundaydı. Böylelikle temel zanaat bilgisi, tasarım parametreleri ve uygulama bir araya getirlmişti.

Makina, Bauhaus’çular tarafından pozitif bir eleman olarak değerlendiriliyordu. Bu sebeple endüstri ürünleri tasarımınada önem veriyorlardı. Temel tasarım dersi fikri ilk burada oluşmuş ve günümüzde dünyadaki çoğu mimarlık okullarınca benimsenmiştir.

Ekol, nesnel yaklaşımı benimsemişti. Okula gelen öğrencilerin öğretmenlerini, başka birisini ya da bir stili taklit etmeleri yerine, kendi yollarını bulmaları teşvik ediliyordu. Bauhaus kapatıldıktan sonra, öğretmenlerinin çoğu Amerika’ya gitmiş ve böylece Bauhaus ekolünü tüm dünyaya yaymıştır. Bunlardan Walter Gropius, Harvard mimarlık okulunda, Mies Van der Rohe Illinois Yüksek Teknoloji Enstitüsü’de öğretmenliğe devam etmişlerdir.

Mies Van der Rohe’un bu okulda düzenlediği eğitim programı tüm dünya okulları tarafından kopyalanmıştır. Walter Gropius’a göre Bauhaus kapanmış olmasına rağmen hala büyüyen ve hiç yok olmamış bir ekoldür.

Bauhaus’un Weimar’daki ilk yıllarında dersler Walter Gropius’un ortağı Adolf Meyer tarafından kısa dersler olarak veriliyordu. Bauhaus’un workshopları ise Gropius’un kendi mimarlık ofisinde gerçekleşmekteydi. Burada yeni bir mimarlık stili yaratılmakla kalınmamış yeni yaşama biçimleride geliştirilmişti.

1927’de Walter Gropius, Hannes Meyer’a mimarlık bölümünün başına geçmesini teklif etti. Hennes Meyer içinde tasarım, yapı, planlama, şehir tasarımı ve teknik ressamlığın bulunduğu bir eğitim sistemi oluşturdu. 1930’dan 1933’e kadar Ludwig Mies Van der Rohe başkanlığa geldi. Mies Van der Rohe’ye göre bir öğrencinin Bauhaus’a kabul edilebilmesi için önceden bir takım dersleri almış ve belirli bir yetkinliğe ulaşmış olması gerekiyordu. Böylelikle Mies Van der Rohe, bu özel eğitim kurumunu doktora düzeyinde eğitim verebilen bir okul haline getirdi.

Bauhaus’taki ilk öğretmenler sanatçılardı. Modern resimle ilgili sonsuz sayıda fikir üretildi. Wassily Kandinsky, Paul Klee ve diğer ekol sanatçıları resimlerin geleneksel kavramlarından uzaklaşarak, soyutlamaya ve sanatsal tasarımın teorilerini ve yasalarını analiz etmeye yöneldiler.

Modernist dönemde biçimlenmiş olan Bauhaus da tarihin en çok bilinen ve en kolay tanınan mimari akımlarından biri. O dönem aşırı popüler olan burjuva üslubunun reddine dayanan bu akım, pratik, dürüst ve çağdaş tasarım anlayışı sayesinde zaman içinde müthiş bir popülariteye kavuştu. Modern mimarı ve mobilya tasarımının birçok ünlü örneği de bu dönemde doğdu. Yine tasarım deyince ilk akla gelen ve tüm dünyada bilinen sloganlardan biri olan ‘Biçim işlevi takip eder’ anlayışı da bu dönemin ürünüdür.


Etiketler:
Bu Wiki'yi Faydalı Buldunuz mu ?
Hayır 0
Okunma: 2478
Önceki: Barok Mimari
Sonraki: Brütalizm
X
X